BÜTÇEDE ÖDENEK AYRILAN İKİNCİ

EN BÜYÜK KALEM FAİZ ÖDEMELERİ!


'2020 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi 18 Ekim'de açıklandı. Tam metni Strateji ve Bütçe Başkanlığı'nın internet sitesinde görmek mümkün.

1 sayılı cetvelde genel bütçeli 40 kurum yer alıyor. Bunlar içinde bakanlıklar, TBMM, Diyanet İşleri Başkanlığı, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü gibi kurumlar yer alıyor.

En çok ödenek ayrılan bakanlık Hazine ve Maliye Bakanlığı... Söz konusu bakanlık için bütçeden 468 milyar lira ayrılmış. 1. sayılı cetvelin ekonomik sınıflandırmasına baktığımız paraların harcanacağı yerleri görmek de mümkün. Buna göre Hazine ve Maliye Bakanlığı, kendisine ayrılan ödeneği yüzde 29,4'ünü yani 138,9 milyar lirasını faiz giderlerine harcayacak. Bu sayı toplam bütçenin de yüzde 12,7'sine denk geliyor.

Yaklaşık 139 milyar liralık bu tutar, en çok ödenek alan ikinci bakanlık olan Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'ndan bile yüksek. Başka bir deyişle, faiz giderleri, devletin en çok ödenek ayırdığı ikinci yer!

 


EĞİTİME NE KADAR ÖNEM VERİLİYOR?

Bunu anlayabilmek için, 18 Ekim'de açıklanan '2020 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi'ne bakmak faydalı olacaktır.

Öncelikle, bir karşılaştırma yapabilmek adına, 2019 Yılı Merkezi Bütçe'sine bir bakalım.

Geçen yıl tam da bu zamanlar Berat Albayrak şöyle bir cümle kurmuştu: “2018'de bütçe açığının 72,1 milyar TL olmasını bekliyoruz.”

Peki 2019 Ocak-Eylül döneminde bu ne kadar oldu? 85.8 milyar lira!

Burada Merkez Bankası'ndan aktarılan 40 milyar liralık yedek akçeyi unutmamak lazım.

Dolayısıyla bütçede büyük bir gedik var!

Türkiye'nin içinde bulunduğu ekonomik sıkıntıların çıkış yolu nedir peki?

Pek çok ekonomistin ve benim de bir zamanlar televizyon programımda ağırladığım iş insanlarının söylemlerinin birleştiği tek bir yer var, o da eğitim.

Zira yetişmiş insan gücüyle, Ar-Ge çalışmalarını da hızlandırabilirsiniz, üretimin kalitesini de artırabilirsiniz. Eğitim arttıkça, bilinçli bir toplum, bilinçli bir tüketici de ortaya çıkacaktır. Talepler değişecek, o taleplere göre üretim baskını artacak ve kaliteyle beraber, ihracatta da artış yaşanacaktır. Zincirleme bir etkiden bahsediyoruz. 80'li yıllarda eşdeğer olduğum Güney Kore, Türkiye cumhuriyet Ticaret Bakanlığı verilerine göre 2018'de 605 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Türkiye'nin ne kadar? 168 milyar dolar!

2023 için belirlenen 500 milyar dolar hedefinin imkansız olduğunu söylemeye gerek yok sanırım.

Gelecekte ihracatı artırmak, teknolojiyi yakalamak hatta onu yönetmek için eğitim şart...

Dönemli bütçe rakamlarına...

2019 yılı bütçe teklifinde Milli Eğitim Bakanlığı en çok ödenek ayrılan 2'inci bakanlıktı. İlk sırada ise Hazine ve Maliye Bakanlığı bulunuyordu. Eğitime 2019 için 113,8 milyar liralık ödenek ayrılmış.

2020 bütçesinde ise Milli Eğitim Bakanlığı, Aile, Çalışma ve sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın gerisine düşerek 3'üncü en çok ödenekk ayrılan bakanlık konumunda. 2020 için ayrılması öngörülen para yüzde 10 artışla 125,3 milyar liraya yükseltilmiş.

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın ödeneği ise 2019'da 103 milyar lira düzeyindeyken bu rakam 2020'de yüzde 22'lik artışla 125,8 milyar dolarak yükseltilmiş. Artış eğitim için yapılan artışın iki katı!


VERGİ HESABINDAKİ ADALETSİZLİK!

Çalışan insanlarız... En azından bazılarımızın hala çalışacak işleri var diyelim ya da... Peki aylık olarak alınan bir vergi, neden yıllık hesaplanır? 

Devletin gelirinin bel kemiği olan çalışanlar henüz maaşlarını almadan gelir vergilerini ödüyorlar. İşveren çalışanın maaşından gelir vergisi, SGK primi, damga vergisi, işsizlik sigortası primi vs kesip öyle ödeme yapıyor.

Maaşı aldıktan sonra yaptığımız harcamalar için ödediğimiz, KDV,ÖTV, ÖİV gibi vergilere hiç girmeyeceğim. Herkesin malumu...


Değinmek istediğim konu, çalışanın daha eline geçmeden kesilen gelir vergisi!

Söz konusu vergi bordrolu çalışanların maaşından her ay düzenli olarak kesiliyor. Neye göre kesiliyor peki bu para?

Bir yıl içinde elde gelir 18 bin liraya kadar ise yüzde 15 kesiliyor!AYLIK OLARAK!


18 bin lirayı geçtikten sonra bu oran yüzde 20'ye yükseliyor. Yani ayda 2.500 TL alıyorsanız, 8'inci ayda maaşınızdan kesilen gelir vergisi oranı sene başına göre yüzde 5 daha fazla olduğu için maaşınız azalıyor. Yüzde 27'lik dilime girmek için ise gelirinizin kümülatif olarak 98 bin lirayı bulması bekleniyor. En üst dilim ise 148 bin lira ve üzeri için olan yüzde 35 oranında.


Sizin de burada bir gariplik dikkatinizi çekti mi?

Yukarıda dediğim gibi gelir vergisi her ay daha maaşlar elimize geçmeden kesilen bir vergi. Devlet belirlediği oranlarda, gelirinizin bir kısmını kendine ayırıyor. Peki bu oranları belirlerken kullandığı tutarları neye göre belirliyor? KÜMÜLATİF yani, geçen aylarda elde edilen gelire bakıyor.

Buraya dikkat! (Burası çokomelli!)

Ödediğiniz vergi aylık. Vergi oranını belirlerken kullanılan parametre ise yıllık!

Yani çalışanın maaşı ocak ayında da ağustos ayında aynı. Ocakta 2.500 TL... Ağustosta yine 2.500 TL.

Ama ocak ayında kesilen gelir vergisi yüzde 15 iken, ağustosta bu oran yüzde 20!

ÇALIŞANLARIN AYLIK GELİRİ ARTMIYOR! 
Ama aylık olarak kesilen gelir vergisi, “8 ayda 20 bin lira kazandın. O zaman senden aylık olarak daha çok vergi alayım” mantığıyla artıyor.


Dikkat çekmek istediğim gariplik tam da bu işte. Mavi ve beyaz yakalıların pek çoğu verdiği verginin yükseliği idrak edemiyor zira vergi daha maaşını almadan kesilmiş oluyor. Eğer ki çalışanlara brüt maaşları ödenip, gelir vergilerini kendilerinin yatırması istenseydi, eminim hiç bir çalışan bugünkü kadar sessiz olmazdı.


Tarih kitaplarında sık geçen klişe bir tabir var: “Halk ağır vergiler altında eziliyordu” diye...

Aslında eziliyoruz evet ama bunu hissettirmeden yapmaya çalışıyorlar. Hoş; hissetsek de pek bir şey değişmiyor şu günlerde...


Onur Fidansoy